TBMM Komisyonu’ndan geçen ve Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi içinde yer alan düzenlemeler, yerel yönetimlerin anayasal teminat altındaki idari ve mali özerkliğini bir kez daha ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Özellikle teklifin 17’nci maddesiyle; belediyelerin ve bağlı kuruluşlarının şirket kurması, şirket edinmesi ya da kooperatiflere ortak olması yetkisinin Cumhurbaşkanı onayına bağlanması, yerel yönetimlerin iradesinin merkezi idareye devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu düzenleme, yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği değil; yerel demokrasiyi zayıflatan, belediyeleri işlevsizleştiren ve halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi dolaylı biçimde by-pass eden açık bir müdahaledir.
2019 yerel seçimleri sonrasında, özellikle muhalefetin kazandığı büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere, yerel yönetimlerin yetki ve kaynaklarının sistematik biçimde sınırlandırıldığı herkesin malumudur. Bugün gelinen noktada, sandıkta kazanılamayan belediyelerin masa başı düzenlemelerle dizayn edilmeye çalışıldığı bir süreçle karşı karşıyayız. Belediyeler üzerinden anti-demokratik uygulamaların palazlanması, yerel yönetimlerin merkezi idarenin vesayeti altına alınması kabul edilemezdir.
İktidar tarafından “denetim” ve “şeffaflık” gerekçesiyle savunulan bu düzenleme, gerçekte belediyelerin kendi hizmet alanlarında hızlı, etkin ve kamu yararına karar alma kapasitesini ortadan kaldıracaktır. Belediyelerin şirket ve kooperatifler aracılığıyla yürüttüğü sosyal, ekonomik ve kamusal hizmetlerin merkezi bir onaya bağlanması; yerel ihtiyaçların göz ardı edilmesi, bürokrasinin artırılması ve hizmetlerin aksatılması sonucunu doğuracaktır.
Anayasa’da açıkça tanımlanan yerinden yönetim ilkesi, yerel yönetimlerin halktan aldığı yetkiyle, kendi sorumluluk alanlarında serbestçe karar alabilmesini esas alır. Bu ilkenin aşındırılması, yalnızca belediyeleri değil, doğrudan halkın demokratik haklarını hedef almaktadır.
Tüm Yerel-Sen olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Belediyeler, merkezi idarenin uzantısı değil; halkın doğrudan seçtiği organlarla yönetilen özerk kurumlardır. Yerel yönetimlerin yetkilerinin Cumhurbaşkanlığı makamında toplanması, demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Bu teklifin Genel Kurul’da da kabul edilmesi halinde, yerel demokraside telafisi güç bir tahribat yaşanacaktır. TÜM YEREL-SEN, belediyelerin özerkliğini zayıflatan, yerel iradeyi yok sayan ve anti-demokratik uygulamaları derinleştiren her türlü düzenlemenin karşısında olmaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TÜM YEREL-SEN MERKEZ YÖNETİM KURULU